Son Doğum Günü 1.Bölüm/Kanlı Doğum Günü
1.Bölüm/Kanlı Doğum Günü
Ölüm de yaşamak kadar çirkin midir?
Ki durmadan akıyor zamanımıza.
Ümit Yaşar Oğuzcan
‘Violet’in doğum günü için süslenmiş ışıklar bütün salonu aydınlatıyordu. Etraf, mutlu,dans eden kızlarla, birbirleriyle sohbet eden erkeklerle doluydu. Violet ise giyinme odasında dikkatli bir şekilde saçını düzeltiyordu. Saçına tülden bir toka taktı ve arkasını arkadaşlarına döndü.’
- "Nasıl olmuşum aşklarım?" dedi, heyecan ile gözleri parıldayarak.
Emma, Violet’e gülümseyerek iki eliyle onaylama işareti yaptı.
- "Mükemmel oldun canım."
Violet, Emma'nın sözlerine tebessümle başını salladı ve aynaya son bir kez bakarak rahatladı. Kafasını hafifçe eğip, saçlarını tekrar düzeltti.
- "Beni kimse bu gece unutamaz." dedi, hafif bir alayla.
“Kesinlikle.” dedi Lily ona uzaktan attığı öpücükle.
-”Hadi artık, 5 dakika kaldı doğum gününe çıkalım mı artık Violet?” dedi Scarlett sıkıntıyla telefonunda ki saate bakarak.
Violet ellerine makyaj masasına dayadı ve derin bir nefes aldı. O anda bir anlığına gözlerini kapatıp derin bir iç çekiş yaptı.
-”Hadi çıkalım bakalım.” dedi gülümseyerek.
Violet, giyinme odasından çıktı ve salonun kapısını açtığı an üstüne doğru patlayan konfetiyle korktu. Herkes bir ağızdan alkışlarla:
-"İyi ki doğdun Violet!" diye bağırdı.
-”Herkese çok teşekkür ederim! O zaman eğlenceye kaldığımız yerden devam ediyoruz.”
Emma, Violet’e yaklaştı.
-"Hadi, Emma!" diye bağırdı Violet, gülümseyerek.
-"Birlikte dans edelim, bu geceyi seninle kutlayalım!”
0.30
Müzik yavaşlamış, dans eden kalabalık bir birer birer geri çekilmeye başlamıştı. Ritim, önceki coşkusundan çok daha yavaş bir tempoya dönmüş, herkes biraz daha rahatlamıştı. Violet ve Emma, dans pistinin ortasında birkaç dakika daha eğlendikten sonra, birbirlerine gülerek yavaşça kenara çekildiler.
Birkaç garson, büyükçe bir pasta tepsisiyle salona girdi. Büyük bir şaşkınlıkla davetliler gelen pastayı inceledi. Pastanın üstü beyaz kalpli şekerler, parlak mumlar ve altın harflerle "İyi ki doğdun, Violet!" yazılıydı. Pastanın etrafı, gülümseyen yüzler ve alkışlarla çevriliydi.
"Hadi, dilek tutalım!" dedi Violet, her zamanki gibi neşeyle.
"Herkes hazır mı?" diye bağırarak, etrafındaki alkışları ve tezahüratları duydu.
Violet gözlerini kapattı ve dileğini içinden geçirdi.
-”İçimdeki boşluğu dolduracak biri istiyorum Tanrı’m.” dedi ellerini birleştirip umutla.
Pastanın üzerindeki mumları üflerken etrafındaki herkes yüksek sesli alkışlarla
-”İyi ki doğdun Violet!” diye haykırdı.
Gözlerini açtı ve herkesin ona doğru baktığını gördü. O an kendini huzursuz hissetti ama dışarıya yansıtmayan yapmacık bir gülüşle bağırdı.
-”Teşekkürler herkese.”
Scarlett’in gözleri adeta bir buz gibi Violet’in her hareketini izlerken içinde onun gibi olamama hissi vardı. Violet, Emma’nın yanına doğru ilerledi.
-”Ben biraz lavaboya gideceğim.” dedi Violet iç çekerek.
-”Ben de geleyim ister misin canım?”
“Gerek yok, biraz rahatlamam gerekiyor, hemen dönerim.”
Hızlıca tuvaletin olduğu koridora ilerledi. Tuvaletin kapısını açtığında, içeride soğuk bir hava esintisi ve tuzlu parfüm kokusu ve temizlik maddelerinin ağır kokusu vardı. Kapı, gıcırdayarak kapandı ve geride kalan sesler,
bir anda uzaklaştı. Biraz ürperdi.
Violet, ellerini yavaşça musluğa doğru uzattı, suyun akışını izledi. Gözlerini kapatarak derin bir nefes aldı. İçindeki kaygıyı, gerilimi bir nebze de olsa dindirmek istiyordu. Partinin gürültüsü ve kalabalığı, ona bir tür baskı yapıyordu. Ama şimdi, burada, yalnız kalmıştı. Tuvaletteki su sesi dışında her şey sessizdi.
Bir anda arkasındaki gölgenin farkına vardı. Kendisini izleyen birinin varlığı, kalbini hızla atmaya başlattı. Sesler daha belirgin hale geldi. Tıkırdayan bir ayak sesi, ağır adımlarla ona yaklaşıyordu. Bir soğukluk tüm bedenini sardı.
-”Kim var?" dedi, sesinde bir korku barındırarak. Ama cevap yoktu. Yavaşça başını çevirip, karanlıkta bir silüet gördü. Gözleri biraz daha netleştiğinde, o silüetin kim olduğunu fark etti.
-"Sen..." Violet’in sesi titredi. Ama daha fazla konuşmasına fırsat kalmadı. Bir el, hızla belinden bıçak sapladı. Bir anda keskin bir acı, vücudunu sardı. Violet’in nefesi kesildi, gözleri büyüdü.
-"Neden?" diye fısıldadı, ama sesinin ne kadar zayıf çıktığını fark etti. Üzüntüyle karşısındaki kişiye baktı. Bıçak daha derinlere saplanıyordu, kan sıcak bir nehir gibi vücudunu terk etti. Ellerini bıçağın saplandığı yere koymaya çalıştı, ama titrek elleri ona hiçbir şey yapamazdı.
Yavaşça dizlerinin üstüne çöktü. Gövdesindeki sıcak kan, tuvaletin soğuk zeminine aktı. Gözleri bulanıklaşırken, bir an için geçmişine dair bir şeyler hatırladı. Ama o an, her şeyin
ne kadar geç olduğunu fark etti.
Gözleri son bir kez tavana bakarak, sessizce kapandı.
01.15
Kalabalık salonun gürültüsü, müzik ve sohbetler arasında Emma, bir an için Violet'i göremedi. Herkes dans ediyor, gülüyor ve eğleniyordu ama Violet bir süre önce kaybolmuştu. Emma, etrafına bakarak biraz endişelendi.
Emma, Scarlett'i buldu. O da partinin coşkusuna kendini kaptırmış gibiydi, ama Emma'nın yüzündeki endişeli ifadeyi fark etti.
-"Scarlett, Violet'i gördün mü?" diye sordu Emma.
-"Bir süre önce buradaydı, ama şimdi nerede olduğunu bilmiyorum.” dedi Scarlett iç çekip başını hafifçe sallayarak.
Emma, içinde bir gariplik hissetti. Violet'in olmaması,tuhaf bir şekilde ona huzursuzluk veriyordu. ‘Belki de tuvalete gitmiştir.’ diye düşündü ama içindeki şüpheyi bir türlü atamıyordu. Bir şeyler yanlış gibiydi.
"Ben bir bakayım," dedi Emma, Scarlett'e hafifçe gülümseyerek, ama içindeki korku giderek büyüyordu.
Emma, kalabalıktan uzaklaşarak, tuvaletin yolunu tuttu. Adımları yavaşladı, her şey birden sessizleşmiş gibi hissetti. Bir şeyler ters gidiyordu. Tuvaletin kapısına geldiğinde, önce birkaç kez kapıyı çaldı, ama içeriden ses gelmedi.
Emma'nın içindeki huzursuzluk giderek arttı. "Violet?" diye mırıldandı, ama hala cevap alamadı. İçeri girmeye karar verdi. Kapıyı hafifçe itti, ve o anda ne olduğunu anlamadan tuvaletin içinde buldu kendini.
İçerisi soğuk ve kararmıştı. Işıklar, sanki bir süre önce yanmaya başlamış gibiydi, fakat soluk bir ışık vardı. Her şey garipti. Ve sonra, tuvaletin köşesinde, Violet'in cansız bedeni yere serilmişti. Kan tuvaletin beyaz fayanslarına yayılmıştı. Violet'in gözleri, donmuş bir şekilde tavana bakıyordu. Bir bıçak, tuvaletin duvarına yakın bir yerde düşmüştü.
Emma, gözlerini kapatıp bir an durdu. Hayır, bu olamazdı. Violet'in vücudu, herkesin eğlendiği, neşeyle kutladığı bu gecede, hiç beklenmedik bir şekilde yere serilmişti.
Birden içindeki korku patladı. "Hayır!" diye bağırdı, ama sesi boğuk bir şekilde yankılandı.
Emma'nın çığlığı, salonu sarstı. Müzik aniden kesildi, insanlar dans etmeyi bırakıp birbirlerine bakmaya başladılar. Korku bir anda havada hissediliyordu. Emma, gözleri dolmuş, panik içinde tuvaletten fırladı. "Violet... Violet ölü!" diye bağırdı, sesi titriyor ve boğuk bir şekilde yankılandı.
Scarlett hemen yanına koştu. Emma'nın gözleri korkuyla, Violet'in cansız bedenini düşündü. -"Ne oldu? Ne oldu?" diye soran birkaç kişi, Emma'nın çığlıkları arasında hiçbir şey anlamadı. Emma, çaresizce Scarlett'in omuzlarına tutunarak, -"Violet... tuvalette... o öldü, Scarlett!" dedi.
Kalabalık bir anda paniklemeye başladı. Birbirlerine bakıyorlar, ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Kimse Violet'i öldürebilecek kadar soğukkanlı olamazdı. Herkes birbirine şüpheyle bakmaya başladı.
Birisi, -"Polisi arayın!" diye bağırdı. O an, herkesin içinde bir korku dalgası yayıldı. Violet'in ölümü, partinin ve geceyi kutlayanların sonu olmuştu.